Mayıs 9th, 2008
Türkiye’de işsizliğin boyutları
Son günlerde aşırı bir telaş bir form alan yanıma geliyor abi şunu dolduralım.
Murat: Nedir ki bu …. ?
- Abi bu devlet memur alacak.
Ne memurluğu….?
- Katiplik için….
…..
Buraya kadar herşey normal. Zaman biraz ilerliyor. Memlekette ne kadar okuyan, okumayan, çalışan, çalışmayan, öğrenci, öğrenci olmayan başvuruyor…
More
Nisan 29th, 2008
2008 Kamu Personeli Seçme Sınavı - Sınavları - Başvuru Tarihleri
Lisans mezunları ile lisans düzeyinde mezun olabilecekler için sınav tarihi; 28 - 29 Haziran 2008 tarihlerinde yapılacaktır. Başvurular başlamış olup, 9 Mayıs 2008 itibariyle sona erecektir.
More
Ocak 15th, 2008
Laptop (notebook, dizüstü bilgisayar) alırken dikkat edilmesi gerekenler! Laptop (notebook, dizüstü bilgisayar) alırken nelere dikkat edilmeli?
Laptop (notebook, dizüstü bilgisayar) alırken nelere dikkat etmeli?
Laptop (notebook, dizüstü bilgisayar) alırken nelere dikkat etmeliyim?
Sorularının yanıtları
Merhabalar. Bu konu notebook bilgisayar alan kişiler için gerçekten önemli. Peki nelere dikkat etmeliyiz.
- Masaüstü bilgisayar kullanırken kare ekranlara alışmışızdır. Mesela 17 inç ekranlar en yaygınıdır. Laptop firmaları ise genel olarak 15.4 inç wide ekran denilen monitör vermekteler. Şahsi fikrim laptop alırken 17 inç alın. Hem sayfalar daha güzel görünür, hem ekran yenileme sıklığı daha yükseğe çekilebilir, hem de minicik minicik yazılardan kurtulabilir, 1024×768 ekran çözünürlüğünü düzgün olarak kullanabilirsiniz… Örnek: 17.1″ WUXGA+ TFT 1920 x 1200 Yüksek Çözünürlüklü Parlak Ekran
More
Ekim 27th, 2006
Sevgiliden ayrılmak
Onunla ilk tanıştığım zaman … Ortaokula gidiyordum henüz 14 yasındaydım. Onun yaşını ise hiç sormayın ! Göz göre göre kendimi ateşe attığımı sonradan anladım. Herkes bu beraberlik için yaşımın çok küçük olduğunu söylüyordu. Aslında hiç bir zaman yaşın uygunluğu söz konusu olamaz böyle bir ilişkide. İlk önceleri sadece yakın arkadaşlarımla paylaştım küçük sırrımı. Sadece gönül eğlendiriyordum onunla. Ne kadar da aptalmışım ? Aileme anlatamazdım. Reddedileceğini peşinen biliyordum. Başlangıçta tenha yerlerde çok seyrek buluşuyorduk. Daha sonra buluşmalarımız sayısı gittikçe arttı. Ok Yaydan çıkmıştı bir kere. Evet onu seviyordum. Aklımda hep aynı düşünce vardı; “ Onun tutsağı değilim ve istediğim zaman terk edebilirim.” Ne kadarda akılsızmışım. En sonunda olan oldu. Bir gece annem bizi yatakta yakaladı. Kızmadı, bağırmadı sadece kısa bir nasihat çekti. Beraber olmamızı yasak etmenin mümkün olmayacağını acı acı anlattım.
Aradan seneler geçti, ama gittikçe birbirimize bağlandık. Daha doğrusu ben ona bağlandım. Tahmin edebileceğiniz gibi onun umurunda bile değildim. Aradan gecen yıllarda kaybeden taraf hep ben oldum. O bana sahte mutluluklar verdi sadece. Bense her şeyimi … Onun için kavga ettim, onun yüzünden çok hastalandım. Önce onu sevmeyi öğrendim sonra da nefret etmeyi. Beraber olmayı istemediğim anlarda bile, yanımda olmaya devam ediyor. Ne yalan söyleyeyim : bazen ben de isteyerek onun peşinden koşup sokak sokak aradıktan sonra hasretle yeniden buluşuyorduk. İrademi yerle bir etti. Ailemle, yakınlarımla arama girdi. Arkadaşlarımın çoğu da ondan nefret etti. Hatta ben bile tiksindim bazen, bedenime ve ruhuma sinen kokusundan. Dudaklarımın her dokunuşunda ben ondan o benden bir şeyler çalıyordu. O her seferinde yeniliyordu kendini, bense gittikçe kötüleşiyordum. Buna rağmen bir turlu terk edemedim.
Aslında çok defa denedim ayrılmayı, hepsinde de dönüşüm bir öncekinden güçlü oldu. Yokluğunda hasretiyle kıvrandım, bu ayrılığa alışmaya çalıştım, ama asla aklımdan çıkmadı. Tırnaklarımı yedim, yetmedi; kuruyemişe başladım, ayrılık kilo aldırdı. Hatta inanmazsınız ama, su anda bile yanı başımda. Ama yinede hepinizin önünde yemin ediyorum ve söz veriyorum : “ Ya o beni bırakacak, ya ben o sigarayı!…
( Şimdi, Lütfen Bir Kez Daha Okuyun )